Demokrasi ve Batı Jeopolitiğinin Mısır Çatışması – Kemaleddin Rabbimov


Misr-300x21516/08/2013

Mısır’da son iki yılda gerçekleşen olaylar, benim nazarımda sadece Yakın Doğu değil belki dünya jeopolitiği, İslâm Medeniyetinin gelecekteki yörüngesi için oldukça önemli çünkü Mısır’a İslâm toplumu için geleceğin model ülkelerinden biri gözüyle bakılıyor. Mısır’a model ülke olarak bakılmasının birçok ciddi nedeni var.

İlk olarak, Mısır  en büyük Arap devleti, nüfusu yaklaşık 90 milyon, onun da % 90’ını Müslümanlar oluşturuyor.

İkinci neden, o  post-otoriter,  yani uzun süre diktatöryel yönetim ve zihniyet tecrübesine sahip ve bu çoğu Müslüman ülke için oldukça önemlidir.

Üçüncü olarak,  Mısır İslâm dünyasındaki birkaç entelektüel merkezden biri, Arap dünyasının ise en önemli İslâmi entelijensiya merkezidir. Mısır’daki siyasi tefekkürün İslâm toplumunun düşünce ve davranış biçimlerine tabiidir ki büyük bir etkisi var.

Dördüncüsü, yaklaşık 90 milyonluk Mısır yer altı kaynaklarına sahip değil ve bu durum Mısır’ın insan potansiyelini kullanmak suretiyle kalkınmasını, cumhuriyet olarak yapılanmasını, efektif demokratik yönetimi gerekli kılıyor.

Muhammed Mursi devrildiğinde ben bunu daha çok Arap dünyasındaki özellikle de Mısır’daki siyasi kültürle ilişkilendirdim. Buna birkaç uzmanın makalelerinde yer alan değerlendirmeler sebep oldu. Özellikle Malezya sabık başbakanı Mahathir Muhammed “Araplardaki siyasi kültür demokrasiye olanak tanımıyor, seçimlerde mağlup taraf kazananı kabul etmiyor, kazanan ise mağlup olanı siyasi muhatap olarak görmüyor, onunla uzlaşma yolunu seçmiyor. “ şeklinde pozisyonunu ifade etmişti. Kahire sokaklarına on binlerce insan çıkmıştı, onlar özgür ve adil seçimlerde iş başına gelen Mursi’nin istifasını talep ediyordu.

Vaziyeti gözlemlemek mutlaka çok başka hülasalara ulaştırdı ve başlangıçtaki değerlendirmelerimin yanlışlığını anladım. Mursi’yi devirmek profesyonelce hazırlanmış bir senaryo doğrultusunda gerçekleştirilen bir plan olarak yoğun bir enformasyon bombardımanı siyaseti ve belli hedeflere yöneltilen uygulamalar neticesinde bu harekete kitlesel bir görünüm verilmişti.

Mısır Ordusu, ABD ve İsrail ile bazı Arap krallıklarının Mursi’nin devrilmesinde çıkarları örtüştü. Fakat bu üç kesimin motivasyonu farklı farklıydı. Ordu için seküler, otoriter Mübarek rejimini yeniden kurmak ve yavaş yavaş azalmakta olan etkisini kaybetmemek. Krallıklar açısından ise 300 milyonluk Arap Sokağı için cazibe kazanmaya başlayan demokratik cumhuriyet fikrini sakatlamak suretiyle monarşiye gelmesi mümkün darbelerin önünü kesmek. İsrail ve ABD’nin önünde ise Mısır’ın idaresini askeri diktaya geri vererek Yakın Doğu’da geçtiğimiz 60 yılda şekillendirilen jeopolitik  yapıyı koruma vazifesi duruyordu.

Mısır’da son iki yılda gerçekleşen olaylara değerler açısından bakma ihtiyacı var.

İlk olarak globalizm yani iletişim teknolojilerinin, sosyal ağların baş döndürücü bir şekilde gelişerek  ucuzlaması toplumların beynindeki korkunun yok olmasına, toplumların iradelerini (özgürlük, kalkınma, kendini ifade etme) siyasi arenaya çıkarmaları adına olabildiğince geniş olanaklar tanıdı. Güç kullanarak idare etme modeli derin bir inkıraza uğradı. İnsan tabiaten kan dökmeyi ve zulmü kerih görür. Kan akıtmaya ve zulme sebep olan siyasi yaklaşım ve hükümetler dünya nazarında meşruiyetini kaybeder ve çok geçmeden hakimiyetini de yitirir. Dünyada ayakta kalan diğer diktatörlüklerin yıkılışı sadece vakit mes’elesi. Tarih için on yıllar uzun süreler değil.

Globalleşen gelecekte önümüzdeki iki üç on yıl içinde dünyada zulme istinad eden çoğu diktatörlük yıkılacaktır. Onların yerini çeşitli siyasi sistemler alacaktır.  İslâm dünyasında İslâmî kimlik ve siyasi özgürlükler birleşerek toplumun İslâmî yörüngesi sağlam bir şekilde güçlenecektir.

İkincisi, Batı şu ana kadar dış dünyayı etkileme, onu yönetme adına liberal demokrasiyi kendi mefkuresi olarak destekledi. Liberal demokrasi, Batı’nın jeomefkuresi idi. Bununla dünya üzerindeki hükümetlerin meşruluğunu belirliyordu, onlara baskı yapıyordu, onları dönüştürüyordu ve demokratik yönetimleri kendi yörüngesinde tutmaya çabalıyordu.

Fakat bu yaklaşım, İslâm dünyası söz konusu olduğunda Batı’nın çıkarlarına darbe vurmaya başladı. Özgür seçimler İslâm toplumlarının yönetime Batı’dan bağımsız siyasi güçleri, İslâmî partileri getirmesine yol açtı. Bu güçler ise Batı’nın çıkarlarını değil, Müslüman toplumların menfaatlerini karşılıyordu. Son yıllarda bu doğrultudaki Batı siyaseti ciddi olarak değişti. Fakat bu değişim açık bir şekilde görünmüyor. Batı, demokrasi retoriğini değiştirmeksizin gerçekte Müslüman toplumları demokratikleştirmenin onun çıkarlarına uygun olmadığını çok iyi anladı. Demokratlaşan 1,75 milyarlık İslâm dünyasının Batı’nın çıkarları için misli görülmemiş bir külfet olduğunu anlayan Batı, yönetilebilir otokrasileri yeniden kurma ve onlarla ortaklık etmeyi kesin amacı olarak belirledi. ABD, Mısır’ın seçilmiş hükümetinin devrilmesini açıkça destekledi. Bununla demokratik Mısır’dan çabucak kurtularak, otoriter Mısır’ı geri getirme tutkusunun ne kadar güçlü olduğunu gösterdi.

Üçüncüsü, İhvan-ı Müslimin bir kez daha selahiyet sahibi bir güç olduğunu ortaya koydu. Ordu otuz kırk yıl önceki psikolojiyle Mursi hükümetini devirmişti. Askerlere göre “Hükümeti deviririz, komuta zinciri kurarız, durumu tamamiyle kontrol altına alırız.” yaklaşımı açıkça görünüyor. Fakat internet ve El-Cezire devrinde , toplu katliamın askerlerin planlarını kısa sürede bertaraf edeceğini anlayamadı. Ordu, İhvan’ın bu kadar güçlü bir  toplumsal tabana sahip olduğunu, onların sağlam bir dinî ve siyasî kültüre sahip olduğunu dikkate almadı.

Herhangi bir yeni siyasi rejim ve hakimiyete toplum içinde pusuya yatmış olan güçler tarafından baskılar olması siyasetin gereği. Mısır’da son iki yılda İhvan ikinci kez selahiyetini gösterdi. Mursi devrilince İhvan’ın duruşunda kararlı olduğunu, sayısız kurban da verse bu duruşu bozmayacağını göstermesi onların Mısır’ın geleceğinde büyük bir rol oynayacağını gösteriyor. 14 Ağustos’taki katliam neticesinde ordunun siyasi kampanyası tamamen iflas etti, “askerî devrim” gayesi misli görülmemiş bir şekilde itibarsızlaştı. Gerçi kısa bir süre onlar duruma hakim olsa da gelecekte bu yolun onları siyasi sahneden silmek için manevi ve siyasi esas olacağı açık. Mısır yönetimine gelecek olan herhangi bir yeni demokratik gücün ilk iş olarak askerî düzenin demontajıyla başlaması tabiidir.

Ordu Mursi’yi devirmekle sadece otoriter yönetim şekline bel bağlamıştır. Fakat Mısır’daki vaziyet o haldeki sadece sistemli reformlar gerçekleştirmekle çok büyük zorlukları aşarak ancak iki üç on yıl  içerisinde halkın yaşam seviyesini yükseltmek mümkün olabilir.  Mursi’yi devirdiğinde bile geçici hükümet (yani General Sisi’ye başkanlığındaki askerler de) kısa süre içinde demokratik seçimler yapılacağını vaat etmekte.

Fakat benim anlayamadığım husus, nasıl olup da İhvan’ı bu gelişmelerin dışında tutarak özgür ve meşru seçimler gerçekleştirilebilir? Ya da nasıl olup da İhvan’ın katılacağı özgür bir seçimde ordunun İhvan’ın selahiyetini dışarıda bırakıp özgür ve meşru seçimler yapması mümkün olabilir? Ya da nasıl olup da İhvan’ın iştirak edeceği özgür seçimlerde ordu, İhvan’ın selahiyetini azaltabilir ve neticede İhvansız bir parlamento ve hükümet teşkil edebilir? Çünkü İhvan, Mısır toplumunda % 40-55’lik bir tabana sahip olduğunu birkaç kez ispatladı. İhvan’ı siyasi gelişmelerin dışında bırakmanın ne siyasi ne askeri yolu mevcut. Bu sorular Mısır’ın derin bir siyasi inkıraza girdiğini gösteriyor.

Aynı zamanda M. Mursi ve İhvan’ın da bazı ma’lum yanlışlıklar yaptığı ortaya çıkmakta.

İlk olarak, Mısır toplumunda son on yıllar boyunca biriken sorunlar o kadar derin ki hiçbir siyasi güç bu sorunları yakın gelecekte halledemez. Fakat bir iki yıl geçtikten sonra her hükümete halkın “Biz sana inandık, sen ise bunun üstesinden gelemedin.” Demesi tabiidir ve toplum “Sorunlar köklü, 5-10 yıl daha bekleyin.” şeklindeki bir pozisyonu kabul etmez.

İhvan, başta devlet başkanlığı için aday gösterme niyeti olmadığını açıklamıştı. Fakat başkanlık seçimlerinden önce onların fikri kısa sürede değişti ve Mursi aday gösterildi. Yani İhvan, kendi olanaklarının üzerinde bir sorumluluğu alsı ve toplumdaki bütün sorumluluk İhvan’ın karşıtları ve düşmanları tarafından Mursi’ye yüklendi.

İkincisi, Mursi’nin iktidara gelmesiyle askeri yapıyı ciddi anlamda ıslah etmedi. Daha sonra anlaşıldığı üzere Mısır Başsavcısı ve askerler birkaç ay boyunca Mursi’ye boyun eğmemiş, kendi başına hareket etmiş. Mursi ise bu gibi halleri hoşgörüyle karşılamış. Aksine Mısır toplumu için önemli olan sivil toplumun temsilcileri ile Mursi görüşmemiş, onları kendi yanına çekmemiş.

Türkiye’de de son yarım yüzyılda dört defa askerler tarafından darbe gerçekleştirildi. Neticede Türkiye’deki demokrat ve İslâmî çevreler askerleri frenlemeyi anayasa, siyasi mekanizmalar üzerinde kafa yordu ve sonunda çaresini buldu. Kanaatimce Mısır’daki demokratik ve İslâmî güçler de bundan sonra en önemli husus olarak askerleri frenleme hakkında ciddi olarak düşünecektir.

Aynı zamanda demokratik seçimlere katılan siyasi güçleri müzayededeki açık artırmaya benzetmek mümkün: toplum sorunları satışa çıkarılır ve siyasi güçler potansiyelleri üzerinden toplumun rızasına (oy) dayalı olarak bu sorunları yüklenirler. Fakat bundan sonra iktidarı ele geçirerek tekelleşmek olmaz. Sorunlar karmaşık. Mısır özelinde 90 milyon insan gözlemler, talep eder, bekler ve yarın (4-5 yıl sonra) yine açık artırmaya (seçim) gidilir.

14 Ağustos’tan sonra askerler itibarını yitirdi, bundan sonra demokrasi onlar için felaket. Fakat globalizm halkın katılımını dışlayacak bir siyasi sistem kurulmasına imkan vermiyor. Bundan sonra halkı halkın “avaz”[1]ını tamamen kesmek mümkün değil, olsa olsa bir iki ay belki yarım yıl kesilir. Mısır’daki çatışmalar neticesinde İhvan sağlam bir güç olduğunu ispatladı. Batı ve birkaç krallık ise jeopolitik ve siyasi iflasın eşiğinde duruyor. Mursi geri dönecek olsa onlar için bundan daha büyük bir felaket olamaz.

İhvan’ın yönetimi yeniden ele alması ise an mes’elesi…

İslâm dünyasının lokalizmden globalizme dönüşümü yeni başlıyor. Mısır işte bu dönüşüm tarihinin dibacesidir.

 

Kemaleddin RABBİMOV (Камолиддин РАББИМОВ – Kamoliddin RABBIMOV)

Siyasetbilimci, Fransa
15.08.2013

krabbimov

 

 

 

 

 

https://www.facebook.com/rabbimov.kamoliddin

 


[1] Avaz sözcüğü Özbekistan Türkçesinde ses anlamı dışında oy, rey kelimesini de karşılıyor.

 

Özbekistan Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktaran madali o’g’li

Yazının özgün şekli: http://uzxalqharakati.com/archives/20825

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: