ÖHH İstanbul mitinginin ayrıntıları


3 Eylül 2011

Bildiğiniz gibi içinde bulunduğumuz yılın 1 Eylül’ünde İstanbul’da bulunan Özbekistan Cumhuriyeti konsolosluğunun önünde ÖHH Türkiye şubesinin Özbekistan hükümetinin yürüttüğü politikaya karşı bir protesto gösterisi düzenlendi.

Özbekistan’da özellikle son 20 yılı aşkın bir zaman süresince yani ülkenin siyasî bağımsızlığına sahip olmasından sonraki dönemde gerçekleştirilen diktatörlük zulmü neticesinde çalışmaya elverişli nüfusun büyük kısmı günlük nafakasını temin etmek için ülkeyi terk etti. Onlar bir parça ekmek bulabilmek için dünyanın farklı ülkelerinde başıboş ve perişan bir şekilde yaşamaktalar. Kısacası onların bir kısmı Türkiye’ye gelerek burada durmakta. Misal olarak 2005 yılındaki Andican faciasından sonra sadece İstanbul’a gelen Özbekistan vatandaşlarının sayısı binin üzerindedir. Türkiye’nin Antep adlı şehrinde ise BM teşkilatının göçmen bürosuna sığınma talebiyle başvuran üç binin üzerinde Özbek yaşıyor. Bu yüzden de İ.Kerimov’un Özbekistan’ın bağımsızlığının 20. Yılına bağışlanan sahte, uydurma bayram gününde biz,  İstanbul’da bulunan Özbekistan konsolosluğu önünde zalim Kerimov’un dikta yönetiminden kaçarak Türkiye’ye kadar gelen biçare Özbeklerin itirazlarını bildirmek için bir gösteri (miting, protesto) düzenledik.

Mitingin yapıldığı yerden doğrudan geçilen haberlerde göründüğü üzere protesto gösterisine katılanların sayısı çok olmadı. Fakat onun etkisi bizce oldukça güçlü oldu. Bu küçük programı düzenlemek o kadar da kolay olmadı.  Yukarıda da belirtildiği gibi son beş altı ay içinde İ.Kerimov’un başını çektiği Özbekistan hükümetinin zulüm ve haksız uygulamalarından kaçarak Türkiye’ye gelen Özbekistanlıların sayısı birkaç bini bulsa da Özbekistan’dan oldukça uzak bir noktadaki İstanbul’da şikayetini dile getirebilecek insan bulmak oldukça zor oldu. Misal olarak İstanbul’da buraya yeni gelen binin üzerinde Özbek bulunmasına rağmen onlardan birkaç yüz tanesini protesto gösterisine çıkarmak mümkün olmadı. Onların tamamı neredeyse papağan gibi “Bize olmaz, biz gösteriye çıkamayız. Özbekistan’da bizim o yakınımız bu yakınımız kaldı, onlara eziyet ederler.” dedi.  Evet, bu bir taraftan Özbekistan’da zulmün ne derece dehşetli olduğunu gösteriyor elbette. Fakat diğer taraftan da halkın ne kadar geri kalmış olduğunu, ne kadar duyarsız olduğunu da gösteren bir kusur olarak değerlendirmek gerek.

Şunu da belirtmem gerekiyor ki bu mitinge hazırlık süreci bana bir hâli, Özbeklerimiz arasındaki (ya da Özbeklerdeki) bir hususiyeti bir kez daha açıkça kanıtladı. Bu hâl ve halet veya doğrusu benim de mensubu olduğum milletin bu olumsuz hususiyeti hakkında inşallah başka sefer ayrıntılı olarak yazarım.

Bu şekide İstanbul mitingini düzenlemek çok da alışılageldik bir şekilde olmadı. Bir hayli girişimde bulunmak gerekti. Mesela mitinge atkılımı sağlamak konusunda istanbul’un Zeytinburnu bölgesinde üç defa Özbeklerle toplantı yaptık. Çünkü İstanbul’a yeni gelen Özbeklerin çoğu bu bölgede yaşıyor. Türkistanlılar ya da orta Asyalıların resmi olarak kurulan dernek başkanları ve onların bazı üyeleriyle de görüştüm, sohbetler gerçekleştirdim. Onların arasındaki Özbeklerden (Özbekistan’da baskı görerek buraya gelenlerden) hareketimize, 1 Eylül’deki gösteriye katılmalarını rica ettim. Değerli okuyucular, sonucu kendiniz gördünüz.

Sonuç olarak, 1 Eylül’de gerçekleştimemiz gereken mitinge insanları davet etmenin dışında hazırlıklarımız aşağıdaki gibi oldu:

1. Türkiye’deki basın ajanslarına dağıtılmak üzere ÖHH adına “Türk Dünyasının Birleşmesinin Önündeki Engel” başlıklı bir bildiri hazırlandı. Bildirinin metni aşağıda verilmiştir:

Türk Dünyasının Birleşmesinin Önündeki Engel

Kerimov, Türk işadamlarını ikinci sınıf insanlar olarak görüyor ve buna göre kendi işini ve siyasetini yürütüyor. Kerimov’un bizzat kendisi televizyona çıkarak eline Türk işadamlarınca üretilen deterjanı alıp onun ne kadar kalitesiz olduğunu gösterebilir ve güvenlik güçleriyle diğer devlet organlarına Türklere ait işletmeleri soruşturularak onları yağmalanması husunda emir verebilir. Misal olarak sadece Türkiye’de değil hatta Türk diliyle eğitim veren okullarda öğrenim görmeye başlayan Özbek gençleri de, özelikle de Fethullah Gülen okullarında öğrenim gören gençler de Kerimov’un despotizminden nasibini almıştır ve almaya devam etmektedir. Bugün 100’ün üzerinde Özbek genci “nurcu” damgası vurularak Kerimov’un zindanlarında işkence görmektedir. Onların suçu, sadece Gülen okullarında okumuş olmaktır. Çünkü Kerimov’un “Türk” hastalığı yeni ortaya çıkmış değil. Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuştuğu günden bu yana Kerimov, Türkiye’yle sıcak ilişkilerde bulunamadı.

O, 1994 yılında bir anda kabul edilen kararıyla Türkiye’de okuyan 2.300 Özbek öğrenciyi geri çağırmıştı. Gözlemciler bu geri çağırmanın sebebini öğrencilerin Türkiye’de olan Özbek muhalefetinin liderlerine yardım verebilecekleriyle ilişkilendirmişti. Bu olaylardan sonra devrin Türk hükümeti, Özbekistan’la ilişkileri bozmamak ve düzeltmek amacıyla Türkiye’de yaşayan Özbek muhalefetinin liderlerini ve üyelerini Avrupa’ya gönderdi. O liderlerden biri Özbekistan Halk Hareketi Kurucular Meclisinin şu andaki başkanı sayın Muhammed Salih idi. Fakat Kerimov, Türkiye’nin bu iyi niyetini kabul etmedi ve Türkiye’ye düşmanlıkta devam etti. Örneğin Kerimov 1995 yılında Alman parlamentosunda konuşarak “Benim ecdadım Timurlenk, Osmanlı padişahı Yıldırım Beyazıt’ı yenerek  Almanya’yı istiladan kurtardı.” diyerek Almanlara  dalkavukluk yapmaktan çekinmedi.

Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs konusundaki siyasetini Özbekistan bir Türk devleti olarak hiçbir zaman kabul etmedi. Uluslar arası meselelerde de hiçbir zaman Türkiye’nin yanında yer almadı. 2005 yılında Kerimov’un kendi halkına karşı gerçekleştirdiği Andican katliamını kınayan  AGİT kararını imzalayan Türkiye’ye karşı Kerimov’da yeniden bir nefret uyandı. Fakat bu konuda şunları söyleyebiliriz: Kerimov’un Türkiye hastalığının altında demokrasiden korkma duygusu yatmaktadır. Türkiye’yi biraz tanıyan Özbek gençleri, Kerimov rejiminin meydana getirdiği boyunduruk altına girmek istemiyorlar. Türkiye’ye yönelik yasaklar, sınırlamalar ve karalamaların hiçbirine aldırış etmeden internet ve televizyon kanalları aracılığıyla Türkiye’nin itibarı Özbekistan’da (halk arasında) olumlu yönde artmaktadır.

İçinde bulunduğumuz yılın Ocak ayında Özbekistan MXX (Milliy Xavfsizlik Xizmati – Ulusal Güvenlik Teşkilatı)’nin meşhur internet sitesi “Uzmetronom,” “Herkesin oturduğu yeri bilmesi gerek” (18.01.2011) başlıklı haberinde “18 Ocak’ta Taşkent’teki Uluğbek adlı uluslar arası okul kapatıldı. Bu okul 1995 yılında Türk hükümeti tarafından Özbek gençlerine Batı standartlarında en yüksek düzeyde eğitim vermek iddiasıyla açılmıştı.” diye yazdı. Ama yazıda bu okulu bitiren birçok gencin bugün Avrupa’nın en nüfuzlu üniversitelerinde doktoralarını tamamlayarak yüksek maaşlar ödeyen iş yerlerinde çalıştıkları konusunda hiçbir şey söylenmiyor.

“Uzmetronom”da şunlar da söyleniyor: “Geçen Kasım’da Türkler tarafından kurulan Taşkent’teki “Mir Star” adlı merkezî süpermarketlerden biri kapatıldı.” Bu merkezî süpermarket, aslında bu markettedçalışanların birinin evinde Kur’an-ı Kerim bulunduğu için kapatldı deseniz size hiç kimse inanmaz. Fakat hakikat aynen budur. Bu konuyla ilgili olarak ve diğer bahanelerle tutuklanan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, maddi ve ekonomik suçlardan çok dini köktencilik paranoyasının kurbanlarıdır.

20 yıldan bu yana Kerimov’un rahatını bozan diğer bir faktör de “Özbek muhalefeti lideri Muhammed Salih’i Türkiye’nin desteklediği şeklindeki paranoyasıdır.” “Uzmetronom”da yayımlanan haberin diğer bir paragrafında “Geçen yılın sonlarında Batılı ülkeler tarafından desteklenen Erk partisinin lideri Muhammed Salih’in Özbek halkına çağrısının yer aldığı DVD Özbekistan’da dağıtıldı. Alınan bilgilere göre yasadışı olarak dağıtılan DVD’lerin sayısı 30 binin üzerindedir. Tahminlere göre DVD’ler Türkiye’de hazırlanmıştır. Ankara’da Muhammed Salih’in istihbarat birimlerince neredeyse her an korunan büyük bir çalışma ofisi mevcuttur. Orada Özbekistan’ın yeni sahipleri olarak dönmek isteyen Özbek muhacirleri Erk gazetesinin yayınlamaktalar. Bu gazetenin nüshalarına Özbekistan’da sık sık rastlamanız mümkün.”

Muhammed Salih BBC ve Azatlık (Özgür Avrupa) radyolarında şunları söylemişti: “Özbek istihbaratının ulaştığı malumat yanlıştır. Partimiz adı geçen çağrıdan 30 bin değil birkaç yüz bin dağıttı ve dağıtım devam etmekte. Özbek istihbaratı çalışanları akıllarını mı kaybetti ki onlar DVD’lerin sadece Türkiye’de hazırlandığını söylüyorlar. Küçücük bir kartla dünya kadar  görüntüyü onun her bir köşesine ulaştırmak mümkün ve istenen her yerde onları çoğaltmanın mümkün olduğunu bilmiyorlar mı ki onlar?…”

Öyle olsaydı, Kerimov’un düşündüğü gibi Türkiye Özbek muhalefetini destekleseydi, Kerimob bugüne kadar iktidarda oturamazdı. Demek ki Kerimov hala iktidardaysa bunun için sadece ABD ve Rusya’ya boyun eğmesine değil, Türkiye ve son 20 yılda onun gelip giden liderlerinin “Kardeş Özbekistan”a olan karşılıksız aşkına borçludur. Türkiye’nin bu liderlerinden hiçbiri Türkiye ve Özbekistan arasındaki kardeşlik ilişkilerine zarar gelmesi korkusuyla Özbek muhalefetine hiçbir şekilde yardım etmediler. Gerçekte ise tamamen aksi olageldi. Türkiye’nin geçmişteki başbakanlarından bazıları Kerimovn’un Türkiye’ye her gelişinde onun memnuniyeti için Özbek muhalefetinin üyelerini Türkiye’den gönderdi. Ama buna rağmen Türkiye Özbek diktatörün gönlünü hoş edemedi.

Mesela Erk partisinin lideri Muhammed Salih son olarak 24 Nisan 1999’da Türkiye’den çıkarıldı ve 2005 yılının Ağustos ayına kadar o Türkiye’den vize dahi alamadı. Sonuçta Kerimov, Andican’da onun rejimine karşı başkaldıran halkı kurşuna tutarak üç binin üzerinde insanı, çoluk çocuğu, genç yaşlı ya da erkek kadın demeden öldürdükten sonra Muhammed Salih ABD ve Türkiye’ye girebilme imkanına sahip oldu. Muhammed Salih bugünlerde Türkiye’ye seyahat edebiliyor. Çünkü onun onun bu gidiş gelişleri Türkiye ve Özbekistan ilişkilerine zarar vermiyor. Aslında zarar verilebilecek şeyin kendisi yok yani ülkelerimiz arasında yıllardır herhangi bir ticari ya da ekonomik ilişkilerde bir ilerleme yok. Kerimov ise Türk işadamlarının en son grubunu da yerle bir etmekle meşgul.

Özbekistan’daki bugünkü siyasî vaziyeti bir cümleyle ifade edecek olsak, ülke bugün inkılap arefesinde duruyor, dememiz gerekiyor. Orta Doğu ve Arap dünyasındaki son olayları Kerimov rejimi kamuoyundan ne kadar gizlemeye çalışsa da halk bugünkü iletişim vasıtalarıyla olan bitenden haberdardır ve olup biteni izleyip durmaktadır.

Mesela özbekistan’ın başkenti Taşkent’te durumun nasıl olduğunu şehirdeki taksicilerden bile öğrenebilirsiniz. Onları lafa tutsanız Kerimov ve onun rejiminin uyguladığı “reform ve düzenlemeler”den nasıl bir nefretle bahsettiklerine tanık olursunuz.

Bugün Kerimov’un büyük kızı Gülnare’nin İsviçre’de 50 milyon avroya alınan malikanesinden başlayarak küçük kızı Lale’nin Özbekistan’ın tonlarca altınını Fransa’ya kaçırmasına kadar halk çok iyi bilmekte.

Halkın Kerimov ailesine olan nefreti günden güne artmakta. Halkın içindeki derinliklerden güçlü bir dalganın gelmekte olduğunu sezmemek mümkün değil. Özbekistan’da bugün depreme benzer bir kıpırdanma, silkinme sesi mevcut. Bu ses ise, 22 yıldır Kerimov’un boyunduruğunda yokluk ve yoksulluk aleviyle kavrulan ve “Artık yeter!” demeye hazır hale gelen, acısını kimden çıkaracağını bilemeyen çoğunluğun sesidir. Bu şartlar altında muhalefetin en önemli görevi bu sesin önemini ve yerini iyi anlayarak halk sokağa çıktığında onların yanında olmak, kan dökülmesine engel olmak ve Kerimov’un gönderdiği katillerin bir kez daha kan dökmesine imkan vermemekten ibarettir. Biz işte bunun için yeni bir hareket olan Özbekistan halk hareketi’ni kurduk.

Bu sefer bizim henüz giriştiğimiz bu mücadelede Türkiye’nin  bizi de desteklemesini çok istiyoruz. Hiç olmazsa Türkiye adalet, insan hakları ve demokrasi meselelerinde Orta Doğu ve Arap dünyasına uzattığı yardım elini Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine de uzatmasını arzu ediyoruz.

Özbekistan Halk Hareketi.”

***

2. Sloganların yazılı olduğu pankartlar ( bunların hazırlanmasında emeği geçen kardeşlerimizden Allah razı olsun.) Sloganların metinlerini burada tekrar etmenin gereği yok. Onların büyük bir kısmını değerli okuyucularımız haber bültenlerinde gördü.

***

3. Özbekistan Halk Hareketi Türkiye bölümünün basın duyurusu. Bunun metni Türkçe olarak yukarıda sözü edilen gençlerimiz tarafından hazırlandı. Onu ben aşağıdaki şekilde Özbek diline aktardım:

 

Özbekistan Halk Hareketi’nin basın açıklaması

1 Başkan

 – 4 illegal seçim

    –20 yıllık  diktatörlük

       -Ülkesini terk etmek zorunda kalmış
5 milyon aşkın insan

İSLAM KERİMOV

Bundan 20 yıl önce Özbek gazeteleri  “İşte Özgürüz, Bağımsız Özbekistan!” diye manşet atıyordu.
Zira Artık Sovyet istilasından kurtulup bağımsızlığını ilan etmiş bir ülkeleri vardı.
Ancak bu sevinç çok uzun sürmedi, Özbek halkı beklenmedik şekilde komünist kalıntısı bir diktatörün yönetimi altına girdi. Bu diktatörün ismi İslam Kerimov’du.
Kerimov Anayasayi ihlal ederek kendi Başkanlik süresini 4 kere uzatmıştır.

Kerimov 22 yıllık iktidarı döneminde halkına akıl almaz baskılar uyguladı, muhaliflerini destekleyenler ise öldürüldü, işkence gördü ve birçoğu ülkelerini terk etmek zorunda kaldı.
Halen Özbekistan’da hükümeti muhalefet etmek  ve hatta eleştirmek dahi suç olarak kabul ediliyor.

ÖZBEKISTAN’DA NAMAZ KILMAK VE
DİNİ KİTAP BULUNDURMAK  SUÇ…

1990’larda Demokrasi isteyen liberal hareketleri susturan Kerimov yönetimi, kendisiyle barışık olmayan dindar unsurları da ölümle veya ağır hapislerle cezalandırmaya çalisti.
Halen suçu sadece müslüman olmak ve Kerimov’u desteklememek olan 18.000 civarı kadın ve yaşlılarında aralarında bulunduğu Özbek vatandaşi hapishanelerde tutulmaktadır.
Bu hapishanelerde işkence altında ölen muhalif ve din adamlarının sayısı yüzlercedir.

20 yıldır Özbekistan’da olağanüstü hal uygulanmaktadır. Sokağa pasaportsuz çikmak hapise atılmak demektir. Geçen yil Kırgızistan’da vahşice katledilen yüzlerce soydaşina sınır kapılarını kapatarak, çözüm sunan Kerimov yönetimi bu tavrıyla artık sadece muhalefeti değil, tüm Özbek halkını da karşisına almıştır.

Biz Özbekistan yönetimden tüm antidemokratik yasakların kalkmasını,
basın-yayın özgürlügünün temin edilmesi,
siyasi mahbuslerin serbest bırakilmasını,
sürgündeki muhalif gruplarin ülkeye dönmesinin sağlanmasını,
makul bir süreçte tüm muhalif partilerin kat
ılımıyla özgür ve
adil seçimler yapılmasını, taleb ediyoruz.

 


Bu diktatöre karşi meşru zeminde hakkımızı arayacağımız ve demokratik tavrımızı göstereceğimiz, eş zamanlı olarak ABD, Kanada hemde Almanya, İsveç, Çek Cumhuriyeti gibi diğer Avrupa ülkelerinde düzenlenecek olan eylemimizde
Siz değerli basın mensuplarını da görmek  istiyoruz
.

Yaşasın Özgürlük!
Özbekistan Halk Hareketi

Türkiye Bölümü
http://www.uzxalqharakati.com  

MITING ADRESİ:

Şehit Halil İbrahim Cad. No 23,  İstinye, Sarıyer, Istanbul

1 Eylül Saat 11:00.  Özbekistan Konsolosluğu önünde,

İrtıbat için:  Alibay Yolyahshi, ÖHH’nin Türkiye temsilcisi 0554- 987- 32-94 ;

e-mail: aliyulyashi@hotmail.com; skype: aliboi2007

***

4. Fakir bendeniz ise mitingde okunmak üzere aşağıdaki metni hazırladım:

“Halk; özgürlük, adalet, demokrasi ve refah içinde yaşamak istiyor!

Evet, bizim sevgili vatanımız siyasi olarak bundan 20 yıl önce bağımsızlığına kavuştu. Fakat halk özgür olmadı ve hürriyetine, erke kavuşamadı. Çünkü Özbekistan’da Bolşeviklerin sabık komünist rejimi aynen kaldı. Bu sebeple bugün Özbekistan dünyanın en zalim diktatörü İ.Kerimov’un zulmü altında kalmakta.

Bu sebeple maziye dönüşen 20 yıllık sürede ülkede herhangi bir ekonomik, siyasî ya da sosyal bir gelişme olmadı. Aksine Kerimov ve onun kızlarının hiç kimse ve hiçbir kanun ya da kaideyle sınırlanmayan dikta yönetimi kök saldı. Geçen 20 yıl içinde Özbekistan olarak adlandırılmış bu zengin ve güzel memleket Kerimov, onun ailesi ve uşaklarının polis devleti altında harebeye dönüştü. Halk aç  ve çaresiz kaldı. Günümüzde nüfusun çalışan kesiminin en az % 70’i günlük geçimini sağlamak için ülkeyi terk etti ve etmeye de devam etmektedir.

Bu süre içinde ilk ve orta öğretim sistemi tamamiyle bozuldu. Ülkenin yüksek okullarında ve yabancı ülkelerde sadece Kerimov’un dalkavuklarının çocukları okuyabilir hale geldi. Ekonomik alanda çağa ayak uyduracak reformların uygulamaya konulması yerine ülke, Kerimov ve kızlarının ve onların uşaklarının şahsi kazanç menba’ına dönüştürüldü. Yani ülke bir grup kirli elin haram yoldan zengin olduğu bir pazara dönüştürüldü.

Kerimov, kızları ve uşakları yasaları, kanun ve nizamları açıkça çiğnemeye başladı. Sonuçta yolsuzluk,  organize çıkar grupları, hırsızlık, kumarbazlık ve fuhuş misli görülmemiş derecede arttı. Ülkeyi adaletsizliğin, insan hak ve hukuklarının ayaklara altına alınmasının korkunç boyutlara ulaştığı bir manzara kuşattı.

Ülkede özgür düşünce tamamen yok edildi. Bugün Özbekistan’da muhalefet bir yana herhangi bir muhalif fikir ileri sürmek dahi suç kabul edilir oldu.  İnsanların dinî inançlarına yapılan saldırı tamamen yasaklamaya dönüştü. Hatta müslümanlar evlerinde Kur’an-ı Kerim bulunduramaz hâle getirildi.

Özetle ülke, sadece Kerimov, onun kızları ve onların birkaç dalkavuğunun hayatlarının koruma altına alındığı bir polis ve Sovyet Dönemi KGB’sinin artıklarının merkezine dönüştürüldü.

Özbek halkı sabırlı, metanetli ve ahlaklı bir halktır. Fakat sabır kasesinin bir kapasitesi verdır. Bugün Özbek halkının sabır kasesi doldu, neredeyse taşmak üzeredir.

Ey İ.Kerimov! Ve onun yanında yer alanlar, gözünüzü dört açın! Sizler zalimlersiniz fakat akılsız insanlar değilsiniz sonuçta. Halkın sabır kasesi dolup taştıktan sonra hepinizi öyle bir önüne katacaktır ki pişmanlık duymanın anlamı da pişman olacak vakit de kalmayacaktır.

Bu sebeple etrafınıza açık ve uyanık gözlerle daha doğru bir şekilde bakın! H.Mübarek, M.Kadafi ve diğerlerinin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden harekete geçin, koltuk sevdasından vazgeçin!

Özbek halkı, Özbekistan vatandaşları, Adalet! Özgürlük! Demokrasi istiyor! Onlar, sonuçta özgür ve refah içinde bir yaşam istiyor!

Yukarıda ifade edilenlere ek olarak Özbekistan rejiminden aşağıdaki maddeleri talep ediyoruz:

1. Bütün antidemokratik yasaklar kaldırılsın.

2. Gerçek basın ve ifade özgürlüğü sağlansın.

3. Siyasî mahkumlar serbest bırakılsın.

4. Sürgündeki muhalif parti ve grupların ülkeye dönmesi için bütün yasal ve siyasî-ekonomik şartlar oluşturulsun.

5. Herkes için makul sayılabilecek bir süre içerisinde bütün muhalif teşkilat, parti ve hareketlerin hiçbir engellemeyle karşılaşmadan katılabileceği şekilde ülkenin bütün resmî organları ve devlet başkanlığı için özgür, açık ve adil seçimler yapılsın.“

***

Bu protesto gösterisini düzenlememizde Türkiye’deki insan hakları teşkilatı “Mazlumder”, onların “Adalet Platformu” ve Büyük Birlik Partisi, Şarkî Türkistanlılar Derneği yardımcı oldu. İsimleri zikredilen teşkilatlardan Şarkî Türkistanlılar Derneği dışında tüm teşkilatlardan protestoya katılmak için temsilciler geldi. Onların hepsine ÖHH Türkiye Bölümü namına minnetdarlığımızı bildiriyorum.

Protesto gösterisini basında dağıtmak için TGRT, İHLAS haber ajansları ve Doğan Haber Ajansı (ajansın haberi şu adrestedir:  http://www.sondakika.com/haber-ozbekistan-konsoloslugu-onunde-kerimov-protestosu-2966257/) gibi haber ajansları ve ve basın-yayın organlarındandan haberciler geldi. Onlar göstericilerle mülakatlar gerçekleştirdi ve gösteriyi fotoğrafladılar. Türkiye’deki gösterimiz hakkında haber yayımlayan basın-yayın organlarının listesi Azatlık radyosunun Özbek bölümünün internet sayfasında verildiği için listeyi burada tekrar yazmaya lüzum görmedik.

Alibay Yolyahşi.

02.09.2011 Cuma.

 

Türkiye Türkçesine aktaran abdülkadir öğüt

http://uzxalqharakati.com/archives/2221

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: