Sözün Dirilişi – ponauz


28 Mayıs 2011

 (Özbekistan Halk Hareketi’ne bağışlanmıştır.)

Özbekler bugün “söz”ün değerinin kalmadığı, ezeli ehemmiyetini ve mazmununu kaybettiği bir toplumda yaşamaktalar. Bu toplumda arzu edilen her şeyi konuşmak mümkün ve bu konuşulan şeyin toplumda aksisedası yok. Toplum neredeyse bütün yansıma ve yankılanmalardan beri ruhları anımsatıyor. “Söz”ler bu toplumda kendi halinde, neredeyse gerçeklikle hiçbir ilgisi bulunmayan “yeni bir sanat” numunesiymiş gibi mevcuttur.  “Söz”ler burada neredeyse şarka has bir mübalağa gibi, neredeyse güzelliğin en yüksek timsali olarak şairin gazel kahramanı olmuş mahbube(sevgili)sinin göze görünmeyecek derecedeki küçük ağzı takdim ediliyormuşçasına gayritabii  teşbihlerle dolu bir gazel gibi kabul ediliyor. Böyle bir gazelin erkanına göre şairin sevgilisinin ağzı o denli küçük olmalı ki şairin onlara bakarak haz duyabilmesi için sevgilisinin dudaklarını araması bulamayarak perişan olması gerek.

Yukarıda belirttiğimiz gibi, Özbek toplumuna yönelik olarak söylenen “söz”ün karşılığı yok. “Söz” hani bataklığa atılan taş gibi toplumun akılalmaz derecede yumuşak bağrına düşerek kayboluyor. Aksiseda ise sertliği seviyor. Aksiseda kayanın sertliğini veya hiç olmazsa duvarın sertliğini seviyor fakat şunu da gözden kaçırmamak gerek ki duvarın da kilimlerden uzak, çıplak bir duvar olması lâzım çünkü kilimlerle örtünen duvarlar da aksiseda vermez, onların da kulakları davet ve çağrılara  sağır olmuştur.

Maksadı ifade etme ihtiyacı (sözlerin sadece ikiyüzlülükten ibaret olması sebebiyle) olmayınca toplumun içi boşalarak şeklini şemailini kaybetmeye başlıyor, o şimdi -sözlerin sadece ikiyüzlülükten ibaret olması sebebiyle- hiçbir şeye hakkettiği değerin verilmediğini anlayan ve her şeyin içine tüküren bir varlığa dönüşüyor. İşte bu hastalığın aşamalı olarak gelişmesi aşağıdaki gibi: yalan (yalanın kim tarafından söylendiğine bakılmaksızın)  toplumun içini boşaltır (manevi yönden), bu ise yeri geldiğinde toplumun sağırlığına (söze, başvuru ve çağrılara) yol açar. Bu durumda toplumu bir şeye inandırmak, değerini yitiren “söz” aracılığıyla onun kalbini râm etmek zordur. Halkı inandırmak için her şeyden önce “söz”ü diriltmek lâzım. Susuzluktan ve kansızlıktan ölen “söz”e terimizi ve kanımızı akıtarak onu diriltmemiz gerekir. Uzun yıllar boyunca halkımız “söz”ün kanını  durup dinlenmeksizin emdi ve “söz”ü bir gölgeye dönüştürdü ve sonunda toplumun kendisi de bir gölgeye, vampire, ölümün sınırlarının ötesine geçen fakat aynı zamanda her gün binlerce kez ölen, acıklı bir ömür geçiren vampir Drakula’ya dönüştü.

Drakula’nın ölümsüzlügü bir zamanlar ilahi “söz”e münasip görülen insana lâyık bir şey değildir. İnsanlar ilahi “söz”ü suistimal ederlerken ilahi “söz” de insanları terk etti.

İnsan – Allah tarafından yaratılan bütü varlıklar içinde konuşabilen ve kendi fikrini “söz” şeklinde ifade edebilen biricik yaratıktır, onun hayvandan farklı olmasının esas yönü de bundandır. Fakat konuşabiliyor olmak henüz insan olunduğu anlamına gelmez. İnsanoğlunun durmadan konuşması ve aynı zamanda derin bir sükunet içinde olması mümkün, çoğu durumda gevezeliğin hatta sessizliğin kendisinden daha derin bir sükunet içerisinde bulunması mümkün.  Böyle bir hâl “söz”ün öldüğü zaman ortaya çıkar.

Devlet başkanı  ümitsizliğe kapılan öz halkına “Bu sonbaharda her şey güzel olacak.” diye söz verse ve bu vaadini yerine getiremese “söz” ölür. Pazarda et satan kasap etin temiz olduğuna alıcısını inandırmak için bütün evliyayı zikredip onların üzerine yemin etse ve bu yalan çıksa “söz” ölür. Babalar öz çocuklarına doğruluk ve dürüstlüğü öğretirken babanın kendisi bu hasletlerden uzak olursa “söz” ölür.

Özbek muhalefetinin bu umumi “söz” katilliğine iştirak etmemesi, tam tersine onun “söz”ün diriltilmesine etkin olarak katılması gerekir. Muhalefetin halka çok şeyler vadetmemesi fakat vadedilen şeyin de her ne şekilde olursa olsun yerine getirilmesi gerekir. Bu, “söz”ü diriltir.  Zirâ, “söz”ün dirilişi dünyadaki bütün inkılaplardan daha önemli bir hadisedir.

Maksud Bekcan

Ponauz.com

Türkiye Türkçesine aktaran abdülkadir öğüt

http://ponauz.turkiston.tv/archives/1146

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: