Evet, Özbekistan; diktatörlükle yönetilen bir ülke, niye mi diyorsunuz? – ozodlik.org


 

Elin “gavuru” yazmış.
Biz de “tavşanın suyunun suyu” demeden aslı Fransızca olan bu yazıyı Özbekçe çevirisinden Türkiye Türkçesine aktarmaya çalıştık.

Yandaş, yoldaş, kandaş ya da boyadaş; başka yerde yok.

“Dert bizim, kime ne?” değil mi efendim?

***

Rue89 İnternet neşri Lale Kerimova’nın şikayetine  cevaben Devlet Başkanı Kerimov’a yine “diktatör” dedi.

23.05.2011

Özbekistan devlet başkanının kenca (küçük) kızı Lale Kerimova-Tillayeva’nın babasına “diktatör”, kendine ise “diktatörün kızı” dediği için mahkemeye verdiği Rue89 internet gazetesi konuyla ilgili ilk duruşmadan sonra mahkeme kararı açıklanmadan işte bu başlık altında bir makale yayımladı.

Aşağıda bu makalenin içeriğine ulaşabilirsiniz:

19 Mayıs’ta Paris’teki mahkemede Rue89 gazetesini yalancılıkla suçlayan Lale Kerimova’nın şikayeti üzerine ilk duruşma yapıldı. Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov’un kızı, kendisine ve ablasına “diktatörün kızları” dediğimiz için hakkımızda şikayetçi olmuştu. Bu sebeple Rue89’un mahkemede bu ülkenin diktatörlükle yönetilen bir ülke olduğunu ispatlaması lâzım.

İlk olarak okuyucularımıza bu rejimin temel niteliklerinden bahsederek kendi planımızı (Özbekistan’ın diktatörlük olduğunu ispatlamaya dair-yazar) ne şekilde gerçekleştireceğimizi ifade etmek istiyoruz.

SSCB dağıldığından beri Özbekistan’ı İslam Abduganiyeviç Kerimov mütemadiyen yönetegeliyor. O yüzde 88,1’den yüzde 100’e kadar oy alarak birçok defa devlet başkanlığına seçilmiş.  Onun yönettiği  28 milyonluk nüfusuyla Orta Asya’da yer alan ve İspanya büyüklüğündeki bu ülke, topraklarında doğal gaz, petrol ve diğer tabii kaynaklar gibi büyük zenginlikleri barındırır. Özbekistan aynı zamanda dünyanın en büyük pamuk üreticilerinden biridir, bunun dışında bu ülkede bütün insanlık için öneme sahip olan -örneğin Semerkant gibi- tarihi mirasa da sahiptir.

Cumhuriyet’e komşu ülkelerin tamamında “-istan” eki vardır ve bu bölgede Kazaklar, Türkmenler, Afganlar, Kırgızlar ve Tacikler yaşar. Bu bölgede Özbekistan’dan daha kötü bir diktatörlük Türkmenistan’dadır. Herhalükarda Foreign Policy veya Newsweek gibi yayınların ilan ettikleri müstebidler (despotlar) listesinde Kerimov dünyanın on büyük diktatörü arasında dokuzuncu sırada yer aldı ve onun önünde sekizinci sıraya Kurbankulı Berdimuhammedov koyuldu. Foreign Policy neşrine göre, Kerimov’un bu listede yedinci sıraya konması gerek.*

Kerimov insanları diri diri kaynar sularda haşladı

Amerika’da çıkarılan derginin Kerimov’u nitelendirmek için kullandığı sıfatlar arasında onun insanları kaynar suyla işkence ederek öldürdüğüne dair suçlamaları görmek mümkün.  Ona yöneltilen en dehşetli suçlama ise 2005 yılının 13 Mayıs’ında Andican’da yüzlerce sivil göstericinin üzerine ateş açma emri vermesiyle ilgili suçlamadır.

O zaman ölenlerin sayısı tam olarak bilinmiyor fakat görünüşe göre  bine yakın insandan bahsediliyor. Bu olaydan sonra rejimin Andican faciası hakkında bağımsız bir soruşturma yapılmasına razı olmaması sebebiyle Avrupa Birliği Özbekistan’a yönelik olarak silah ambargosu koydu.**

2009 yılında, hiçbir şekilde bağımsız bir soruşturma yapılmamasına rağmen ambargo güya gözlemlenen “olumlu değişiklikler”e dayanılarak kaldırıldı. Fransa’da muhacir olarak bulunan Özbekistanlı siyaset bilimci Kemaliddin Rabbimov’a göre AB iki ateş arasında kaldı:

“AB’nin girişimi (yaptırımlar – yazar) ABD tarafından desteklenmedi. Özbekistan’ı destekleyen Rusya ve Çin’in de bu konuda hissedilir bir etkisi oldu. Bunun dışında Afganistan’daki operasyonu gerçekleştirmeye yönelik ihtiyaç da arttı… Avrupa Birliği bu yolda tek başına kaldı.”

Rejim kendi halkını kırıyor,  AB yaptırımları kaldırdı

Kerimov rejimi Afganistan’daki koalisyon güçlerine gönderilen malzemelerin transit geçişine izin verdikten sonra onun Batı’yla ilişkileri tam anlamıyla düzeldi.  Uluslararası İnsanhakları Federasyonu (IHXF) temsilcisi Saşa Kulayeva Avrupa Birliği’nin yaptırımları kaldırarak Taşkent’e “cinayetlerin sorgulanmamasının mümkün olduğuna dair güçlü sinyaller verdi.” diyor.

2005 yılının 13 Mayıs’ında Andican’da BBC muhabiri de vardı. Onun kaydettiği filmde halk arasında saygınlığı olan işadamlarının hapsedilmesi üzerine yerel halk mahkeme binası önünde protesto mahiyetinde barışçıl bir gösteri gerçekleştirdi. Bu Özbekistan tarihinde bu şekilde gerçekleştirilen ilk gösteriydi.

Fakat Özbekistan’da Kerimov’un hakimiyetine karşı çıkanların sesleri kesildi. Mahkemeye Rue89 lehine tanık olarak  katılan insan hakları savunucusu Muteber Tacibayeva bunu kendi yaşamında tecrübe etti. Uluslararası baskılar neticesinde özgürlüğüne kavuşmadan önce o, cehennem işkencelerinden geçti. Hapse atıldı, işkence edildi, cinsel tacize uğradı ve sonra bunların izlerini saklayabilmek için ameliyat edildi. 2008 yılında o, insan haklarının “Nobel”i olarak kabul edilen Martin Ennals Ödülünü aldı.

AİDS’e karşı mücadele için yedi yıl hapis cezası

“Ben Özbekistan’daki otoriter rejimin tek kurbanı değilim, benim gibiler binleri buluyor.” şeklinde beyanat verdi M. Tacibayeva RFI radyosuna. IHXF temsilcisi Saşa Kulayeva’nın sözlerine göre günümüzde Özbekistan’daki dikta 16 insan hakları savunucusunu daha hapsetti:

“Hapishanelerdeki şartlar, sistematik olarak uygulanan işkenceler sebebiyle onların hapisten canlı olarak çıkmaları şüpheli… Durum gittikçe ağırlaşmakta.”

Özbekistan’da hapse düşmek için AİDS’le mücadele yeterli: 2010 yılında 28 yaşındaki Maksim Popov “Özbek toplumunun manevi an’anelerine” uygun olmayan broşürleri dağıttığı için yedi yıl hapis cezasına çarptırıldı.  Aynı zamanda Özbekistan AİDS’in dünyada en hızlı yayıldığı ülkelerden biri sayılıyor.

Özbek rejimi sadece uyguladığı baskılarla değil, belki ülkede derinlere kök salan  yolsuzlukla da tanınıyor:  Transparency International teşkilatının 2010 yılında yayımladığı raporda Özbekistan yolsuzluğun en güçlü olduğu ülkeler arasında Türkmenistan ve Sudan’la aynı safta dördüncü sırada bulunuyor.

Gülnare ve Lale, babasının kızları

Ülkeyi 21 yıldır yöneten İslam Kerimov’un serveti, Newsweek hesabına göre, 60 milyar ABD dolarına ulaşmış. Onun kızları Gülnare ve Lale Özbekistan’ın büyükelçileri : tongıçı (büyük olanı) BM ve İspanya’da, kencası (küçük olanı) UNESCO’nun Paris’teki merkezinde . İsviçre’nin L’Hebdo gazetesinin yaptığı incelemeye göre Özbekistan’da bu iki kız aç kurtlar gibi yerel işadamlarına saldırdı ve ele geçirdikleri milyonlarca doları yurt dışına çıkardı.

Devlet başkanının iki kızı da birbirini rakip olarak görüyor ve bazen bu rekabet oldukça iğrenç bir görünüm kazanıyor. Rue89 neşrini mahkemeye veren kenca kız Lale’nin davranışlarından onun diplomat değil Raris Hilton’un taklitçisi olduğunu söylemek mümkün. Son günlerde Wikileaks’in yayımladığı Amerika’nın diplomatik yazışmalarından malum olduğu üzre o, 2004 yılında neredeyse her gün sabaha kadar Taşkent’teki gece kulüplerinden birinde  gönül eğlendirmiş.

Rue89’u mahkemeye vermiş olması gerçeğinin sadece kendi onun siyaset bahsinde beceriksiz olduğuna işaret eder. Çünkü bu mahkeme süreci babasının rejiminin imajına ciddi zararlar verecektir. Örneğin 8 Mayıs günü Büyük Britanya’da çıkarılan Daily Telegraph gazetesi “Fransız mahkemesi Özbekistan Devlet Başkanı “diktatör” mü meselesini halledecek” başlıklı bir makale yayımladı.

Hoş, babasının kızının bu kadar büyük bir hatayı yapmış olması nasıl açıklanabilir? Sonra onun ülkesinin batı’daki imajını “aklama”sı gerekmez miydi?

Siyaset bilimci Kemaliddin Rabbimov buna alaylı bir dille açıklama getiriyor:

“Bence bu Lale’nin kişisel girişimi. Ben bu rejimi uzun zamandan beri gözlemliyorum ve iyi tanıyorum. Kerimov, hiçbir zaman bu şekilde bir emir vermezdi çünkü o, bunun rezaletle sonuçlanacağını çok iyi bilir. Mahkeme süreci onu endişeye sevk etmiş olmalı çünkü bu süreç dikkatleri  haddinden ziyade onun rejimine çekiyor.”

* Türkmenistan ya da Kazakistan’a “demokratik” ülkelerdir demek olmaz.  Fakat Özbekistan’la kıyas etmek hiç olmaz. Antranik’le bir olup Enver’e tokat atılmaz. (akt.)

** Batı’nın ikiyüzlülüklerine, pespayeliklerine eklemlenecek binlerce başlıktan sadece biri daha. (akt)

Türkiye Türkçesine aktaran abdülkadir öğüt

http://www.ozodlik.org/content/article/24183803.html

4 Comments to “Evet, Özbekistan; diktatörlükle yönetilen bir ülke, niye mi diyorsunuz? – ozodlik.org”

  1. özbekistan cok deyişik bir ülke ben 3 sefer gitdim
    vize almak cok zor adamlar bize vize vermiyolar
    biz onlara 90 gün vizesiz giriş veriyoruz
    biz vize almak istesek ( amarika vizesi almaktan bile zor)özbekistana vize almak ***cok pıroplem**
    iş adamlarımızın iş yerleri yamalandı*30*4*2011 daha yeni oldu türklere giriş yasak

  2. sakın * yatırım *gezmek turistlik olarak gitmeyiniz
    can güvenliyiniz yok*

  3. Vize almak zordur tamam. Lakin “can güvenliğiniz yok” yazan arkadaşın dünyadan haberi var mı? Özbekistan’da siyasetle uğraşmayan yabancı can güvenliği en yüksek yeri keşfedecektir. Siyasetle uğraşan yabancı havalimanından dışarı…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: