Özbekistan Halk Hareketi (ÖHH) Muhtasar (kısaltılmış, özet) Programı – ERK


“İnsan haklarının bunun için de yasalarla koruma altına alınması gerekir tâ ki insan zulüm ve baskıya karşı son çare olarak ayaklanmaya başvurmasın.” (10 aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Teşkilatının Genel Kurulu tarafından kabul edilen “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi”nden.)

Bismillahirrahmanirrahim

Aziz ve saygıdeğer vatandaşlar,

İşbu müracaatımız doğrudan Özbekistan halkına ve dolaylı olarak da bütün Merkezî asya halklarınadır.*

——————————

* Biz, Özbekistan halkı denince hangi milletten olduğunu gözetmeksizin Özbekistan vatandaşı olan etnik toplulukların temsilcilerini göz önünde bulunduruyoruz. Özbek halkı denince sadece Özbekistan’da yaşayan Özbekleri değil, tarihî olarak Özbekistan sınırlarının dışında diğer ülkelerde yerleşik olarak yaşayan ve yabancı ülkelere giderek yerleşen Özbek halkına mensup kişi ve toplulukları göz önünde bulunduruyoruz. Biz bu toplulukların temel haklarını, güvenliklerini sağlamanın Özbekistan devletinin inkar edilemez görevi olarak kabul ediyoruz. Biz Merkezî Asya halklarına jeopolitik ve coğrafi açıdan tek bir halk, tek bir medeniyetin varisleri olarak bakıyoruz.

Arap devletlerindeki siyasî çalkantılar gelişmiş ülkelerin demokratik standartlarını kendi çıkarlarına göre değiştirmelerinin mümkün olduğunu gösterdi. Bilindiği üzre Diktatör Kaddafi’ye karşı silahlı ayaklanma başlatan halka yardım eden bazı devletler 2005 yılında Diktatör Kerimov’a karşı gösteri düzenleyen halkı koruyaqrak eline silah alan Özbek gençlerini “köktenci” olarak adlandırmışlardı. Bu durumda Özbekler’in de kim yardım eder ki diye etrafa tedirgin gözlerle bakınmadan, özgürlüğünü elde etmek için zorluklara göğüs germesi gerek, bu fedakârlığın vakti geldi.

Milletimizin Sovyet zulmünden kurtularak onların artığı Kerimov’un zulmüne yakalanmasının üzerinden 20 yıl geçti. Bu yıllar boyunca Kerimov hükümeti halkımıza eşi benzeri görülmemiş çileler çektirdi, ona akıl almaz yollarla işkence etti, aşağıladı, hakaret etti.

Halkımız sefalet ve zillete düştü. Sadece muhalefet değil, tazyik ve takiplere aldırmadan kendi zekası ve gayretiyle ailesine para kazanıp bakan, birazcık da olsa belini doğrultan insanlar da rejim düşmanına dönüştü.

Manevî hayatta bundan da beter bir zulme uğradık. Dindar bir halk olan Özbeklerin çocukları bugün kıblenin nerede olduğunu unutmaya başladı.

Toplumda ahlak, haya kavramları değerini kaybetmekte. Soyumuza yad olan hırsızlık, zina, fuhuş gibi illetler milletimize musallat oldu. Kadınlar ekmek bulmak için yabancı ülkelerde derbeder geziyor. Utançtan Özbek’im diye başımız dik yürüyemez olduk.

Geçmişten bu yana Özbek öz mahremini, kadın ve kızlarını çalışmak için sokağa göndermemiş. Açlıktan ölse ölmüş ki, bunu yapmamış! Komünist artığı Kerimov’dan korkarak bu acıklı duruma düştük mü?

Biz baskıncılara karşı savaşan Celaleddin Mengüberdi’nin, Timur Melik’in zürriyetindeniz! Biz Çarlık Rusya’sının istibdadına karşı başkaldıran Dükçü İşan, Lenin Bolşevikler zulmüne karşı savaşan Muhammed emin Bek gibi mücahidlerin evladıyız!

Kerimov da ecdadı Bolşevikler gibi yasadışı hakimiyetini zorbalıkla devam ettiren bir zalimdir! O kişisel çıkarlarına uydurarak kabul ettiği anayasaya göre başkanlık süresi dolsa da kendini defalarca başkanlığa seçen siyasî bir dolandırıcıdır! Biz bu hilekârdan korkarak bu zelil duruma düşmedik mi?

Kerimov 20 yıl boyunca kendi kabul ettiği anayasayı sürekli olarak çiğnedi ve bu hizmeti için  kendi kendine “halk kahramanı” ünvanını verdi.

Muhalefet kanunların çiğnenmesine karşı çıktığı için ceza kanununun 159.maddesine dayanılarak “anayasal suç” işlemekle suçlanarak ağır hapis cezasına çarptırıldı, sürgüne mahkum edildi.

Kendi yaptığı kanunu kendi çiğneyen hükümetin kanunlarına saygılı olmak nasıl mümkün?

Bu soru bugün sorulmadı. Özbek halkı 20 yıldır bu soruyla yaşıyor. Bu soruya cevap bulabilmek için siyasi teşkilatlar kuruldu ve onlar kendilerince demokratik bir şekilde, barışçıl yollarla hükümeti istifaya çağırdı fakat hükümetin onlara cevabı yasaklar ve baskılar oldu.

Aynı soruyu soan Müslümanlar ise “İslam fundamentalistleri” olarak adlandırılarak “Caslık” (Gençlik) gibi toplama kamplarında işkenceden geçirilerek şehid edildiler. Günümüzde Özbekistan hapishanelerinde yaratıcıya inandıkları için, ona ibadet ettikleri için binlerce kardeşimiz azap çekmekte, Cellatlar Müslüman tutukluların “Kerimov’a tanrı diyeceksin.” Diyerek tırnaklarını çekip alıyor.

Bu istibdada arşı mücadele eden siyasi grupların gerçekleştirdiği çalışmalar hürmete layıktır fakat bu üslubun semere vermediğini şimdi o hareket liderler de görüyorlar.

Kerimov’dan demokrasi talep etmek, üzerinize saldıran domuza konferans vermekle eşdeğer.

İmansızdan insaf talep etmek, katilden merhamet dilemek gülünçtür.

10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”nde şöyle deniyor:”

İnsanın zulüm ve baskıya karşı son çare olarak ayaklanmaya mecbur kalmaması için insan haklarının bir hukuk rejimi ile korunmasının esaslı bir zarurettir.”

Bugünkü Özbekistan’da insan haklarını koruma altına alacak kanun yok, kanun olsa ona riayet edecek hükümet yok, her yerde zorbalık ve adaletsizlik hakim, bu yüzden insanların mevcut istibdada karşı başkaldırmaktan başka çaresi yok.

Kerimov’un zulmünden kurtulmanın tek yolu ona itaat etmemektir, bütün ülkede SİVİL İTAATSİZLİK hareketine başlamaktır.

Eğer bu durumda Kerimov yine Andican’daki gibi halkı katlederse ona karşı aynı şekilde cevap vermek bize anamızın ak sütü gibi helaldir ve bunun için gerekli güç ve selahiyet bizde mevcuttur.

Biz Kerimov rejimine karşı mücadele denince tek bir grubun egemenlik için verdiği mücadeleyi değil, zulümden kurtulmak için başlatılan halk hareketini anlıyoruz.

Bizim mücadelemiz terör değil.

Biz Müslümanlar, İslam’da terörizme yer olmadığına şahitlik ediyoruz. Biz terörizmi mücadele yolu olarak reddediyoruz. Aksine biz, Kerimov terörüne karşı mücadeleye bel bağladık.

Biz bu mücadeleye halkımızı diğer hür milletler arasında hoşnut ve mutlu görmek için girdik. Onun dinin, örf ve adetlerini özgürce yaşayabilmesi için yardımcı olmak niyetiyle, Allah rızası için girdik.

Bzi bu mücadelede mazlum Özbek halkına hayr-hah olan bütün güçler ve devletlerle görüşmeye hazırız.

Biz Kerimov rejimnin zulmünü desteklemeyen bütün şahıslarla iletişimde olacağız, onları kendi safımıza katmak için çalışacağız.

Biz bu gayriinsanisaltanatı yıkarak, yerine insan hak ve hürriyetlerini, onun manevi değerlerini ve yüksek ahlakı kendine temel alan bir devlet kurmak gibi afbir niyetle yola çıkıyoruz.

Bizim etnik ya da dini mensubiyetlerine bakmaksızın Özbekistan’da yaşayan bütün halklar için eşit ve adaletli koşullar oluşturma kararımız kesindir.

Biz bu temel eğilimleri bozmaya kalkışan bütün güçlere karşı sert önlemler alacağız.

Biz halkın maddi refahını artırmak için bütün olanaklardan yararlanacağız.

Biz rüşvet, yolsuzluk ve organize suçun kökünü kazıyacak ve ekonomide açık ve şeffaf bir yönetim kuracağız.

Halka sülük gibi yapışan tek bir ailenin saltanatını bertaraf etmek bizim ilk görevimizdir.

Özbekistan’ın doğal zenginliklerinin tek sahibi Özbek halkı olacak.

Biz mevcut muhalefet partileriyle de, şu anki yönetimde yer alan Kerimov’dan razı olmayan görevlilerle de iletişim içindeyiz. Biz Özbekistan devletinin ordusunu da düşman olarak görmüyoruz. Hatta bize zulmeden güvenlik güçlerine de düşman değiliz. Onların Kerimov’un buyruklarını yerine getirdiklerini iyi biliyoruz. Bu kurumlarda da bizim halkımızın üyeleri çalışıyor. Onlar da aslında Kerimov’un zulmünden usandı. Biz onlarla da görüşüyoruz, bu görüşmeleri daha da genişletmek istiyoruz.

Bizim herhangi bir devletin ne iç ne de dış işlerine karışma niyetimiz var.

Bizim düşmanımız sadece ve sadece halkın kanını içen Kerimov ve onun yanındaki bir avuç katil ve haydutlardır.

Zalimden kurtulmak bizim için  vazifeye dönüştü, bunu gerçekleştirmek için kararlılığımız tamdır.

Bunun ameldeki görünüşü olarak Özbekistan Halk Hareketi (ÖHH)’ni kurduk.

Biz kardeş komşu ülkeleri, Rusya, Müslüman ülkeleri ve Batı devletlerini Özbek diktatörüne karşı mücadele edenleri desteklemeye çağırıyoruz, onları adalet ve hakikatten yana olmaya davet ediyoruz.

Batılı devletlere Özbek halkına zulmeden siyasi rejimi desteklememelerini öneriyoruz. Onlar demokrasi hakkında söylediklerinde   samimiyseler Kerimov’un işlediği cinayetleri örtbas etmemeleri gerekir.

Allah’ın izniyle zalimin karşısına dikilenler kazanacak. Allah’ın izniyle gülen halkımız, ağlayan ise bu halkı ağlatanlar olacak.

Çocuklarının kul köle olmasını istemeyen her bir Özbekistanlı bizim saflarımıza katılsın. Öz yurdunda baskıyla karşılaşmadan özgürce ve güvenle ibadetini yapmak isteyen her bir müminin yeri bizim safımızdır. Namus duygusu ölmeyen herkes bizim safımıza katılsın.

Özbekistan Halk Hareketi (ÖHH)

http://uzbekistanerk.com/uzb/?p=2146

Türkiye Türkçesine aktaran abdülkadir öğüt

One Trackback to “Özbekistan Halk Hareketi (ÖHH) Muhtasar (kısaltılmış, özet) Programı – ERK”

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: