Provokasyonlar Kırgızistan’ı Rusya’ya yaklaştırıyor


Bugünlerde Kırgızistan’da yaşananlar Türkiye’nin 1980’lerini hatırlatıyor… Büyük güçlerin rekabet alanına dönen ülkedeki son ‘provakasyonlar’ kardeş katline yol açtı. Kanlı operasyonlar kime, nasıl hizmet ediyor?

Savaş alanına dönen sokaklar, etrafa saçılmış cesetler, kanlı elbiseleriyle şuursuzca sağa sola kaçışan insanlar… Kırgızistan’da geçen haftaki ‘kardeş katli’ bu karelerle yansıdı bütün dünyaya. Ağırlıklı olarak Özbeklerin yaşadığı Özbekistan sınırındaki Oş ve Celalabad kentlerinde 11 Haziran gecesi patlak veren Kırgız-Özbek çatışması 20 yıl geriye götürdü kamuoyunu. 4 Haziran 1990’da yine Oş ve Celalabad kentlerinde çıkan Kırgız-Özbek çatışmasında 1200 kişi hayatını kaybetmiş, olayları Rus askeri bir ayda bastırabilmişti. Günümüze dönelim; bölgedeki tansiyon tam anlamıyla inmiş değil. İki ay önce kansız bir darbeyle yönetime gelen geçici hükûmetin Moskova’dan askerî yardım istemesi bundan. Kanlı bilanço da her geçen gün artıyor; resmî kaynaklara göre can kaybı 187. Gayriresmî kaynaklar ise kaybın çoktan bini aştığını belirtiyor. Etnik çatışmadan kaçarak sınırı geçen yüz bine yakın Özbek, Özbekistan’da kurulan 50’den fazla mülteci kampına yerleştirildi. Olaylarda en az 3 bin kişinin yaralandığı da bölgeden gelen haberlerden. 5 milyon 350 bin nüfuslu ülkede yaşananlar sadece gergin Özbekistan-Kırgızistan ilişkilerini değil, bütün Orta Asya dengelerini etkileyecek nitelikte.

Ansızın meydana çıkan çatışmaların bölgesel ve küresel izdüşümlerini ve perde arkası aktörlerini 12 yıldır Kırgızistan’da yaşayan Dr. Halim Nezihoğlu ile masaya yatırdık. Başkent Bişkek’teki Uluslararası Atatürk Alotoo Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Nezihoğlu’na göre olay apaçık bir provokasyon.

-Kanlı çatışmaların çıkış noktası neydi?

Çatışmaların fitili provokasyonla ateşlendi. Yüzü maskeli provokatörler suçsuz Kırgız ve Özbekleri öldürüp toplumun sinir uçlarına dokunan eylemlerde (ırza tecavüz gibi) bulundu. Yaşananların haber ve fotoğrafları her iki topluma servis yapılıp taraflar kışkırtıldı. Bir tür öfke patlaması meydana getirdiler. Kargaşayı fırsat bilen bir grubun evleri, dükkânları yağlamaya kalkması ateşi daha da alevlendirdi. Güvenlik güçlerinin zamanında ve yeterli müdahale edememesi çatışmaları büyüten etkenlerdendi. Meselenin bütün boyutu, yakalanan yüzü maskeli provokatörler ile aynı silahla her iki tarafa kurşun sıkan kiralık keskin nişancıların anlatacaklarıyla netlik kazanacak. Yaşananları sadece son eylemler çerçevesinden değerlendirmek doğru olmaz. Bölgedeki çatışma zemininin tarihi, eski Cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakiyev’in devrilmesiyle sonuçlanan ‘7 Nisan Devrimi’nin sebep ve sonuçları, küresel güçlerin Kırgızistan üzerindeki politikaları da hesaba katılmalı. Ancak o zaman sağlıklı analizlere ulaşılabilir.

-Çatışmalar iç savaşa dönüşebilir mi?

Kırgız toplumunun büyük çoğunluğu sağduyusunu koruyor. Zaten kışkırtılanların çoğu genç. Kırgız ve Özbek kanaat önderlerinin (aksakallar) öfkeyi yatıştırma, tarafları uzlaştırma gayretleri sonuç vermeye başladı. Çatışmalar önemli ölçüde frenlendi. Toplumun büyük çoğunluğu, olası bir iç savaşın her iki tarafa neler kaybettireceğinin farkında. Benzeri kışkırtma ve çatışmalar bundan sonra da yaşanabilir elbette. Fakat iç savaşa dönüşmesi düşük bir ihtimal.

-Anlaşmazlığı tohumunu Sovyet’ler mi atmış?

Sovyet yönetimi öncesinde, bölgedeki diğer etnik grupların aksine Özbekler ile Kırgızlar yüzyıllarca birlikte yaşadılar. Stalin döneminde, Moskova’nın inisiyatifinde başlatılan ulus-devletleşme hareketiyle ulusal sınırlarla bölündüler. Bölünme Moskova’nın çıkarlarıyla şekillendi. Özellikle Kırgızistan’ın güneyini içine alan Fergana Vadisi’nde birbiriyle kaynaşmış Kırgız ve Özbek toplumu suni bir biçimde ikiye ayrıldı. Sonrasında Rusların ‘böl ve yönet’ politikasına uygun biçimde iki topluma da karşıtlığı güçlendiren etnik bilinç, etnik gurur enjekte edildi. Bağımsızlık sonrasında da Sovyet mirası bu sorun giderilemedi. Bu aynı zamanda çiçeği burnundaki devletlerde anayasal yurttaşlık ve çoğulcu demokrasi fikrinin oluşmasına engel oldu. Kırgızistan’daki siyasi-bürokratik kadrolar da ‘Kırgızlaştırma’ politikasını siyasi temsil ve ekonomik rant doğrultusunda uyguladı. Ortaya çıkan eşitsizlik, hoşnutsuzluğu beraberinde getirdi. Bugün yaşananların temelinde de tahrik edilmedikçe ortaya çıkmayan bu hoşnutsuzluk var. Dolayısıyla çatışmalar geçici.

-Yönetimi iki ay önce darbeyle ele geçiren geçici hükûmetin dahli var mı?

Ülkedeki diğer azınlıklar gibi Özbeklerin de yeni yönetimle sorunu yok. Geçici hükûmetin anayasa değişikliği ve parlamenter sisteme geçiş yönündeki adımları, sistemi daha demokratik bir yapıya kavuşturma yönündeki iradesi Özbekleri de memnun ediyor. Aksine, kışkırtmanın zamanlaması, yeni yönetime yönelik bir sabotaj hissini uyandırıyor. Çünkü, yaşananların 27 Haziran’da yapılması planlanan ve ülkenin demokratikleşme yönündeki önemli adımlarından biri olarak görülen anayasa referandumunu etkilemesi kaçınılmaz.

-Oş ve Celalabad devrik Cumhurbaşkanı Bakiyev’in kaleleriydi. Olayın buralarda patlak vermesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bakiyev’in parmağı var mı?

‘7 Nisan Devrimi’nin ardından devrik lider Kurmanbek Bakiyev’in güneydeki (Oş ve Celalabad’da) desteği çok azaldı. Arkasında sadece akrabaları kaldı. Ancak ülkedeki genel kanaat, olayların Bakiyev, oğlu Maksim ve kardeşi Canış tarafından tezgâhlandığı yönünde. Kırgız televizyonları geçtiğimiz günlerde Bakiyev’in oğlu ile devrim öncesi güvenlik güçlerinin başındaki kardeşi Canış arasında yapılan bir telefon konuşmasının kayıtlarını yayınladı. Görüşmede Maksim, “Ülkeyi öyle bir karıştıracağım ki (yeni yönetimin) kendilerini düşünecek hâlleri kalmayacak… Benden yardım dilenecekler…” diyor. Ulusal basında ülkeden büyük bir servet kaçıran Maksim’in, provokasyon için 10-30 milyon dolar dağıttığı ifade ediliyor. Devrik lider ile ekibinin anayasa referandumunu engellemeye çalışmaları şaşırtıcı değil aslında. Çünkü anayasanın kabulü mevcut yönetimi meşrulaştıracak.

-Özbekistan’ın etkisi olabilir mi?

Özbekistan’ın etkili olduğunu düşünmüyorum. Tek kaygısı otoritesini devam ettirmek olan İslam Kerimov, ülkesini savaşa götürebilecek, büyük göçlere kapı aralayacak ve ulusal-uluslararası dengeleri aleyhine çevirecek herhangi bir eylemden özenle kaçınıyor. Yani dertsiz başına dert almak istemiyor.

-1990’daki çatışma da provokasyon muydu?

Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecine girdiği dönemde (1990 yılında) Kırgızlar ile Özbekler arasında benzer bir çatışma yaşanmıştı Özbek sınırındaki Oş kentinde. Bu hadise de bir provokasyonla başlatılmıştı. Sovyet güvenlik güçleri ve istihbaratı bölgeye hâkimdi, çatışmalar onların kontrolünde gerçekleşti. Amaç, siyasi eliti ve halkı, kurulu Sovyet düzeninin değişmesi fikrinden uzaklaştırma, Moskova’dan tümüyle kopmaları durumunda başlarına gelebilecekleri gösterme ve ayrışmış kimliklerle girişilen ulus-devlet inşa süreçlerine destek vermekti.

-1990’daki ‘Fergana olayları’ ile bir ilgisi var mı?

Direkt bir bağı yok. Ancak geçmişteki çatışmanın hatırlanması bugünkünün dozajını arttırdı.

-Geçici hükûmet neden  Rusya’dan destek istedi?

Kazanılan bağımsızlığın üzerinden geçen onca yıla rağmen Kırgızistan üzerindeki en etkili devlet hâlâ Rusya. 5 milyon nüfuslu Kırgızistan’ın yaklaşık yarım milyonu (Kırgız iş gücünün yaklaşık dörtte biri) Rusya’da çalışıyor. Orada çalışanların ailelerine gönderdikleri paralar önemli bir nüfusun geçim kaynağı. Ülkenin resmî dillerinden biri Rusça. Rus televizyon kanalları yerel kanallar kadar izleniyor. Toplumun zihninde, kimliğinde, kültüründe, şuuraltında ‘büyük ağabey Rusya’ imajının etkisi yadsınamaz. Daha da önemlisi, Gürcistan örneği siyasi elit ile halktaki bu şuuru perçinledi âdeta. Rusya sadece Kırgızistan’da değil, tüm bölgede hâlâ askerî ve istihbari operasyon yapabilme kapasitesine sahip.

-Çatışmalar Moskova’sız dindirilemez mi?

Elbette dindirilebilir. Nitekim Kırgız hükûmetinin askerî yardım talebine Rusya’dan gelen olumsuz cevabın ardından hükûmet seferberlik ilan etti ve kendi kuvvetleriyle olaylara müdahale etti. Bu halk arasında olumlu karşılandı. Rusya daha sonra 300 kişilik bir hava indirme birliğini ülkeye gönderdi ama bu birlik Rus üssünde konuşlandırıldı. Çatışmaları yatıştırmada görev almadılar. Olaylar Kırgız askerleri ve her iki tarafın kanaat önderlerinin çabalarıyla diniyor.

-ABD ve Batı neden kayıtsız kaldı bu drama?

Washington, Kırgızistan’daki olaylara Moskova’yı kızdıracak, karşısına alacak şekilde direkt müdahil olmaz. Batı’dan ses çıkmaması, Rusya’nın ilk günlerde askerî yardıma sıcak bakmamasının nedeni, olayların nereye varacağının öngörülememesiydi. Kırgız halkı önleyici müdahalelere de tepki gösterebilirdi. Sonuçta hiçbir devlet belirsizlik ortadan kalkmadan, sonuçları öngörülemeyen bu çatışmaya askerini göndermek istemez.

-Geçici hükûmet hangi tarafa meyilli? Rusya’ya mı?

Bakiyev yönetimini 7 Nisan’da deviren yeni yönetim hem Rusya hem de ABD’den destek aldı. İçinde bulunduğumuz beş aylık geçiş döneminde ülkenin duruşunun netleşmesi mümkün değil. Yeni cumhurbaşkanının kim olacağı, başbakanın göreve gelmesiyle netleşecek. Ancak bazı sinyaller de gelmiyor değil. Halk arasında devlet başkanlığı için ismi geçenlerden biri ‘Bahtiyar Aliyev’. Kırgız asıllı Rus vatandaşı Bahtiyar Aliyev, bugünlerde Rusya’da yaşıyor. Rus Başbakan Vladimir Putin’in yakın arkadaşı. Hatta bir dönem Rus İstihbarat Servisi’nde (KGB) Putin ile birlikte çalışmışlar. Aliyev’in Moskova’da Kırgızca öğrenmeye başladığını konuşan Kırgızlar, Rusya’nın Aliyev’i ülkelerinin başına geçirmeyi hedeflediğini söylüyor. Ancak Kırgızların çoğunluğu bu isme şimdiden tepki gösteriyor.

-Kaos Bişkek’i Moskova’ya yaklaştırıyor yani…

Rusya’dan askerî yardım talebinin gösterdiği üzere, istikrarsızlık ülkeyi Moskova etkisine daha fazla sokuyor. Bunun yanında Rus kaynaklı medya, provokasyonu, ABD’nin Kırgızistan’ı da içine alan Rus havzasını istikrarsızlaştırma projesinin bir parçası gibi sunuyor. ABD’nin de, ülke üzerinde ciddi çıkarları bulunan komşu Çin’in de Kırgızistan’ı Rusya’ya yaklaştıracak hamlelere girişeceğini beklemek hata olur.

-Kırgızistan’daki Manas Askerî Üssü’nün  ABD için önemi malum. Yaşananın Manas’la ilgisi var mı?

Endirekt olabilir. Zira kışkırtma Rusya tarafından çıkarılmış olabilir. Rusya, ülkeyi karıştırıp kendisine muhtaç hâle getirmeyi, kendine yakın bir lideri iktidara taşıyıp ülkeyi kendi güdümüne sokmayı hedefleyebilir. Rusya ülkeyi güdümüne alırsa ABD’nin Manas Üssü’nü kapatıp Amerikalıları bölgeden tamamen çıkarabilir.

-Gerilim ülkedeki Türkleri nasıl etkiliyor?

Ülkede beş binin üzerinde Türk vatandaşı var. Bugüne kadar Türklere yönelik bir saldırı olmadı. Son olaylarda da Türkler hedefte değildi. Ayrıca ülkenin her köşesine yayılan, Kırgız ve Özbeklerle kaynaşan Türk okulları, halk ile devlet nazarında olumlu bir Türk imajı oluşturdu.

-12 bin Ahıska Türkü için bir tehdit söz konusu mu?

7 Nisan’ın ardından Bişkek’teki Ahıska mahallesine yönelik bir provokatif eylem düzenlendi, ancak olay büyümeden kapandı. Son olaylarda da birkaç Ahıskalı sorun yaşamış olabilir ama Kırgızların Ahıskalara karşı bir husumetleri yok.

-Yaşananların Türkiye’ye bakan yönü ne?

Gelinen noktada, bölgeyle aramızdaki siyasi, sosyal, kültürel mesafeyi kapatma adına yeni fırsatlar ortaya çıktı. Bölgedeki insanların Türkiye’den beklentileri her geçen gün artıyor. Türkiye’nin son yıllarda farklı bölgelere yönelik proaktif ve çok yönlü dış politika hamleleri takdire şayan. Ne yazık ki Türkiye, Ortadoğu’daki nüfuzuna Orta Asya’da sahip değil. Siyasi elit ve halk nazarındaki imajı zayıf. Türkiye’nin bölgedeki olumlu imajını da Türk okulları oluşturuyor.

21.06.2010
MESUT ÇEVİKALP

http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/haber-27028-provokasyonlar-kirgizistani-rusyaya-yaklastiriyor.html

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: