Selefiyim diyenlerin Cezayir’de geleceği yok


(Cezayirli tanınmış davetçi Şemseddin Burubî ile “Selefîlik” üzerine www.islamonline.net  adlı sitede yayımlanan mülâkat.)
Soru: Cezayir’deki gazetelerde “Selefilik akımı” ve “İlmi Selefiler”e karşı sert eleştiriler yöneltiyorsunuz. Hangi gerekçeler sizi bu şekilde davranmaya itiyor?
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillah vessalatu vesselamu ‘ala eşrafilmürselin… Amma ba’d: Hürmetli okurlarımızın, ilk olarak “Selef” sözü ile “Selefi” sözünün ayrımına varmaları gerek. Bizler seleflere saygı duyuyor, onları taklit ediyoruz. İmamlarımız da aynen seleflerdendir. Fakat bizim bahsettiğimiz selefiler, onlar “istihbarat selefileri” olarak İngiliz istihbaratının ürünüdür. Daha sonra “İslami Uyanış”ı engellemek ve onu yolundan saptırmak amacıyla Amerikan istihbaratına devredilmiştir.

(Cezayirli tanınmış davetçi Şemseddin Burubî ile “Selefîlik” üzerine www.islamonline.net  adlı sitede yayımlanan mülâkat.)
Soru: Cezayir’deki gazetelerde “Selefilik akımı” ve “İlmi Selefiler”e karşı sert eleştiriler yöneltiyorsunuz. Hangi gerekçeler sizi bu şekilde davranmaya itiyor?
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillah vessalatu vesselamu ‘ala eşrafilmürselin… Amma ba’d: Hürmetli okurlarımızın, ilk olarak “Selef” sözü ile “Selefi” sözünün ayrımına varmaları gerek. Bizler seleflere saygı duyuyor, onları taklit ediyoruz. İmamlarımız da aynen seleflerdendir. Fakat bizim bahsettiğimiz selefiler, onlar “istihbarat selefileri” olarak İngiliz istihbaratının ürünüdür. Daha sonra “İslami Uyanış”ı engellemek ve onu yolundan saptırmak amacıyla Amerikan istihbaratına devredilmiştir.
Soru: Siz gazetedeki makalelerinizde çoğunlukla Selefilerin geçmişteki ve günümüzdeki alimlere saldırarak onları suçladıklarından bahsediyorsunuz.
Cevap: Sonuçta İmam Malik’i ki İmam Halik (helak olucu) diye adlandırdılar. Ve yine Ebu Hanife’yi ki Ebu Ciyfe (ölü babası) dediler. Mısır’daki Selefiliğin kurucusu ve “Ensaru’s-sünne”cemaatinin başkanı Fuki hazretleri meşhur tabi’in ve dünyanın üçte ikisinin taklit kılarak bağlandıkları alimi Ebu Ciyfe (ölü babası) diye adlandırdı. Bizde ise selefiler İmam Malik’i halik (helak olucu), İmam İbni Badis, İmam Şa’rani, Hasan el-Benna, Şeyh Buti, Şeyh Sabuni, Şeyh Kubeysi, Ebu Gudde ve Abdülhamid Kişki’leri sapkınlıkla suçladılar. Seyyid Kutub’u ise kafirlikle suçladılar. Dört hak mezhebin imamlarını da sapkınlıkla suçladılar. Yemen’deki selefi imamlardan biri İmam Mukabil Vadi’i hazretleri: “Dört mezhebin imamları bizim nezdimizde kafir değil, belki onlar bid’atçidir.” dedi. Onların nezdinde sufiler bid’atçi, Eş’ari akidenin kurucusu bid’atçi, Maturidiye bid’atçi, İslami cemaatlerin hepsi bid’atçidir. Onlar kendilerine muhalif olan herkesi sapkın diyerek alimleri de sapkınlıkla suçluyor. Bizler ise onların imamı İbni Teymiyye ve Albani’lere hata etmişler demekle yetiniyoruz. Onlardan herhangi birini kafir de bid’atçi de demiyoruz ve onları ehl-i sünnet dairesinden çıkarmıyoruz. Sonra mağrib ülkelerinde selefiler neler yaptı? Sonra imamlarımızın kabirlerini kimler yakıp yıktı? Şehidlerin kabrini kimler yıktı? İmam Zehebi’ye Mısır’da kim suikast düzenledi? Sonra birçok imam, da’vetçi ve düşünüre kim saldırdı? Örneğin Şeyh Sahravi’yi Fransa’da kim öldürdü? Şeyh Busleymani’yi Belediyye’de kim boğazlayıp öldürdü? Niye, onları Maliki ya da Eş’ariliğe tabi olan herhangi biri mi yaptı? Niçin canlı bomba olarak kendini patlatan birini araştırsak kesinlikle selefi çıkıyor? Ben iddia ediyorum ki, şu kendini patlatanların içinde İbazi veya Maliki veya İhvan veya Tebliğ cemaatinden herhangi bir kişi yok. Veya dört mezhebe bağlanan veya Ezher’i tamamlayan kişilerin silahlı örgütlere liderlik ettiğini bilmiyorum. Vatanı harabeye çevirip, masum insanları öldürerek, kadınları hapsedip, mescidleri ve alimlerin kabirlerini yıkanların hepsi selefidir. Bu noktada bir soru ortaya çıkıyor. Niçin böyle?
Soru: Fakat Cezayir’deki çoğu Selefi da’vetçisi baskı ve müslümanların kanının akıtılmasını eleştirerek, radikal düşüncelere karşı çıkıyorlar.
Cevap: Alimlerimiz: “Hiziplere bölünüş o şeyin batıllığına işaret eder.” demiş. Selefiler günümüze kadar 280 taifeye bölünüp gitti. Onlar bir konuda birleşerek geriye kalan bütün konularda ihtilaf ettiler. İttifak ettikleri tek şey birbirlerini sapkınlıkla suçlamaktır. Fakat her şeyde ayrı düştüler. Onlar ümmetin Kur’an ve Sünnet’te birleşmesi için dört mezhebi iptal ediyoruz, diyorlar. Fakat tam aksine yüzlerce yeni mezhep oluşturup çıkarıyorlar. Arap mağribi önceden bir tek İmam Malik’in mezhebinde birleşmişti. Günümüzde ise yüzlerce taife var. Ümmetin arzu edilen birliği hani? Siz asla, Selefiler terörü karalıyor diye düşünmeyin. Onlar Cezayir’de halk ve ordu terör konusunda zafer kazandığını gördükten, selefilik devletini kurmanın imkansız hale geldiğine inandıktan sonra terörü karalamaktalar. Delil şu ki, Şeyh Albani hazretleri Cezayirli yöneticileri kafir ilan ettikten sonra onlar terörizme yol buldu. Şaşırtıcı olan şu ki, 13 yıl geçip Cezayir halkı terörün üstesinden geldikten sonra Albani cenapları Cezayir televizyonuna çıkıp terörü karalamaktalar. Niçin önceden, yani bizim eleştirdiğimiz zaman veya ehl-i sünnet ve’l-cemaat veya Şeyh ve imamlarımızın karaladığı zamandan başlayarak karalamadı?
Soru: Bazılarına göre, sizlerin selefilere olan hücumunuz saf fikirden çıkmıyor. Buna ne şekilde cevap veriyorsunuz?
Cevap: Evvela bizler saldırmıyoruz. Eğer selefiyeden maksat Kur’an ve hadisi seleflerin anladığı şekilde anlamaksa dört mezhebin imamları Kur’an ve sünneti selefin anladığı şekilde anlamış. Bunun için şaşırtıcıdır ki, eğer İmam Malik’i taklit etsen selefi diye adlandırılmıyorsun da, Albani veya İbni Useymin veya İbni Baz’ları taklit etsen selefi diye adlandırılıyorsun. Sonuçta bu bid’at değil mi? Sonra müslümanlardan biri bir taife düşünüp bulsa, İslam ümmetinin cumhurunu sapkına çıkarsa, kendisinin kurtuluşa eren fırka olduğunu zannetmesi hem de kendine muhalif olanları delalette ve bid’atçi demesinin kendi bid’at değil mi? Açıkça görülüyor ki onların muhalif oldukları İslam ümmetinin cumhurudur. Bunun için şu anda “Bid’atçi Selefiler Sözlüğü” adlı kitabı hazırlamaya çalışıyorum. Tekrar söylüyorum ki, selefiye dediğimde asla selef-i salihini nazarda tutmuyorum. Onunla sadece İngiliz istihbaratının kurduğu taifeyi nazarda tutuyorum. Bu taifeden müstemleke ülkeler razıdır. İşte size bir örnek vereyim. Bu akımın da’vetçileri dünyanın bütün devletlerinden kovuldu. Fakat Avrupa ve Amerika devletleri ise onlara barınma ve vatandaşlık sağlıyor. Mesela Ebu Katade ve diğerleri nerede yaşıyor? Onların tamamına Avrupa ve Amerika pasaportları verildi. Hatta Amerika’daki bütün web siteleri de onlarındır. Amerika’nın yerleştirdiği yöneticileri itaat etmeye çağıran işte bu selefileri kim finanse ediyor. Amerika kime öfkelense onlarla savaşıyorlar. Niçin Seyyid Kutub’u ve amel kılıcı alimleri sapkına çıkardılar? Amerika kimden razı olsa Selefiler de ondan razı oluyor. Amerika kimden razı olmasa selefiler ona savaş açıyorlar. Şimdi dünyanın her tarafında onlara sadece avam tabi oluyor. Apaçık biliniyor ki avamda hiçbir şekilde eğilim ve mezheb olmuyor. Selefi liderler halka:”Şu mezhepleri bırakın. Ahmed, Şafi’, Ebu Hanife ve Malikleri bırakın.” diyerek onları mezhebinden ayırıyor da beşinci mezhebi ortaya çıkarıyorlar. İşte bu onların düşünüp buldukları beşinci mezhebin ne ilmi kaidesi var ve ne bizim tanıdığımız meşayıhları var. Onlardan biri onu taklit ediyor. Biri ise insanları sapkınlıkla suçluyor. Biri ise bid’atçiye çıkarıyor. Ve yine biri ise kafire çıkarıyor. Önceden de söylediğim gibi, onlar birbirlerini sapkına çıkarmada ittifak etmiş. Bu yüzden İslam ümmetinin işte bu şekilde İngiliz istihbaratının ürünü olan mezheplere karşı uyanık olması gerekiyor. Çünkü adı geçen istihbarat servisi daha önce “Bahaiyye” ve “Kadıyaniyye” gibi bozguncu fırkaları kemale erdirmişti.
Soru: Fakat sizin söz ettiğiniz Selefiye akımına Cezayir gençleri arasında ilgi duyanlar çoğunlukla bulunuyor. Bu akım günden güne yeni olaylar altında gelişmekte. Cezayir’de Selefilik akımının geleceği hususunda ne düşünüyorsunuz?

Cevap: İlk olarak Selefilik akımının geleceği zevale yani yok olmaya doğru gidiyor. Çünkü batılın devam etmesi mümkün değil. İfade edildiği gibi, batıl bir parlayıp çıkar, hak ise hükümran olur. Bizim unutmamamız gerek ki Ka’be’den Hacerü’l-esved 300 yıl önce kaçırıldı. Ve yine unutmamak gerek ki, mu’tezile fırkası hakimiyete gelip İmam Ahmed gibi zatlara azap etmiş. Ve yine Fatimiler devleti Cezayir’de birkaç yüzyıl hükümranlık etmiş. Fakat Cezayir ve Arab mağribi onları def etmiş. Bunun için ümmet Şia devletini yok ederek yine Maliki mezhebi ve sünnete elhamdülillah dönmüş. Mademki işbu fırka İngiliz ürünüdür, mademki İslami uyanışa darbe vurmak için icat edilmiştir, elhamdülillah ümmet bundan sakındı. Ve bazı kitap, makale ve çağrılar ortaya çıkmaya başladı. Elhamdülillah ümmet şimdi hak ile batılı ayırdı. Altını çizerek söylüyorum ki, bu akım zevale doğru gitmekte.

(info.islam.uz sitesindeki çeviri esas alınarak Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. )
Aynı yazı için: “Müslümanlar “Selefilere” Karşı Dikkatli Olmalıdır” (darulhikme.org sitesinde Ömer Faruk Tokat tarafından yapılan çeviri.)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: